obenplus.com | oben+ | Hikayesi bol bir yazılımcının kaleminden, teknoloji dünyasını en önemli ve en ince ayrıntısına kadar takip etmek, bir yazılımcının hayatını, yaşantısını gözlemlemek isteneyenler için...

All posts in Kişisel Gelişim

Kendini pazarlamak… Herkesin dilinde bu aralar, kendini ne kadar iyi pazarlarsan o kadar hızlı yükselirsin. Malum, yeni dünyada hız herşey… Ben de biraz kendini iyi pazarlamış olan tanıdıklarımı düşüneyim dedim, gerçekte neymişler, kendilerini nasıl pazarlamışlar, ne olmuşlar diye bir düşünmek istedim kendi kendime.

Bunun için önce öğrencilik yıllarıma döndüm, kendini iyi pazarlayan ama içi boş bir çok insanla yetiştim. Nitelikli bilgi yok, ama her etkinlikte var, karizmatik lider gibi ortalıkta olurlar hep, cümleleri güzel kurarlar, somut adımları da vardır ama hiç biri kendilerinin value kattıkları işler değildir, onlar tanıtımcıdırlar, arkada teknik kapasitesi çok iyi ama kendini iyi pazarlamadıkları için arkaplanda kalmış insanlar vardır hep. Şimdi bakıyorum o arkadaşlarıma, yönetici olmuşlar bir çoğu, diğer nitelikli bilgiye sahip olanlara bakıyorum, halen kurumsal sektörde birer senior ya da expert developer olarak çalışıyorlar.

Hayatımın bir kaç senesi, kendini çok iyi pazarlayan bir arkadaşımla geçti. Bakıyorum da, yükseldikçe yükseliyor, ben ise aynı başladığım yerdeyim.

Buradan çıkarttığım sonuç, kendini iyi pazarla arkadaş, benim gibi bir çok sisteme deli gibi hakim olsan neeee olmasan ne… Kendini ileriye taşıyanlar onlar iken sen bulunduğun noktada bulunduğun işi daha iyi yapıyorsun hepsi bu. Karşılığında belki takdir görürsün, hepsi bu…

Neyse dostum, bence durma, sen de kendini pazarla, dünya düzeni olmuş pazarlama düzeni, sen de oyuna dahil ol, göster onlara…


Hayatımız boyunca yapmamız gereken seçimlerin tamamı, her zaman düşündüğümüz kadar kolay olmayabilir. Bazı zamanlar zor seçimler yapmak zorunda kalırız. Adı üzerinde, zor. Bu nedenle karar vermek de oldukça zordur. Gelecekte karşılaşabileceğiniz zor bir seçim olduğunu hayal edin. Bu belki kariyerinizle ilgilidir – kurumsal bir firmada çalışan bir finans uzmanı olmak mı yoksa dünyayı dolaşabileceğim bir meslek seçip kabin memuru olmak mı- ya da bu zor seçim belki de iki kişi arasından evleneceğiniz kişiyi seçmek kadar zor bir seçim olabilir -Oben ile mi yoksa Burak ile mi- ya da yaşamak istediğiniz yer ile ilgili – şehirde mi yoksa kasaba gibi şirin bir yerde mi- olabilir. Ya da bu zor seçim, çocuk yapıp yapmamak kadar zor da olabilir. Biraz daha zorlaştıralım, hasta bir yakınınızı ailenize dahil edip yanınıza almak mı yoksa onun tüm masraflarını karşılamak mı gibi bir karar olabilir bu.

Tüm bu zor seçimleri düşündüğünüz zaman sizin için ne kadar önemli olduğu ön plana çıkıyor değil mi ? Aslında vermeniz gereken o kararı zorlaştıran, konunun sizin için ne kadar önemli olduğuyla ilgili. Bir yandan baktığınızda, zor seçimlerin sizin için ne kadar can sıkıcı, ne kadar karın ağrıtıcı derecede problem durumlara yol açtığını düşünüyorsunuz değil mi ? Aslında hayatınız boyunca karşılaştığınız bu zor seçimler, içinizde gizli olan büyük bir gücü de açığa çıkartıyor farkında değilsiniz.

“Zor bir seçim” dediğimiz zaman, aslında o seçimi zor olarak işaretlememize neden olan şey, tercih yapmak zorunda kaldığınız alternatiflerin hangileri olduğuyla alakalıdır. Sizin için bu kararı zor kılan zaten bu alternatifler ve seçiminiz sonrası oluşacak sonucun sizin için ne kadar kritik olacağıdır. Kolay bir seçim ile karşılaştığınızda, alternatiflerinizden bir tanesi, diğerinden daha iyidir. Biz de insan beyninin doğal bir tercih mekanizması olarak o iyi tercihi seçeriz. Zor bir seçim ile ilgileniyorsak, bu sefer seçimlerden birisi diğeriyle yarışabilecek kadar iyidir. Yani iki alternatifi değerlendirdiğimiz zaman, alternatiflerden birisinin iyi ve kötü yönlerini bir kağıda, diğerinin de iyi ve kötü yönlerini başka bir kağııda yazdığımız zaman görürüz ki, iki alternatifin iyi yönleri ve kötü yönleri birbirleri ile karşılaştırılamayacak şeyler ve ikisinin de iyi yönleri bizim bir arada istediğimiz şeyler. Fakat elimizde ayrılmış iki seçenek var ve bunlardan birini seçmek zorundayız. Yani sonuç olarak iki seçenekten bir diğeri öbüründen daha iyi bir seçenek değildir zor bir seçimde.

Zor bir seçim yapmamız gerektiğinde ilk olarak yapmamamız gereken şey, o seçimin gerçekten çok büyük bir seçim olduğuna kendimizi kaptırmamak. İkinci yapmamamız gereken şey, zor seçim anında karar verememe sebebimizin aptal olduğumuzdan dolayı olduğuna inanmamak.

İnsan böylesine zor bir karar vermesi gerektiğinde hep şunu istiyor, keşke her iki seçim için de gelecekte bana neler olacağını şimdiden görebilsem. Mesela bir video ya da bir sanal gerçeklik ile bunu seyredebilsem ve ona göre karar verebilsem 🙂 Fakat, maalesef şu an için böyle bir teknoloji yok.  Böyle olunca da, genel insan psikolojisi, en risksiz seçimi yapmaya yönlendiriyor bizi. Oysa bu da yapmamamız gereken birşey. İyi bir araştırma yaptığımız zaman rahatlıkla görebiliriz ki, her zaman en doğru karar en güvenli karar olmayabilir.

Bu aşamaya kadar ne yaptık? Zor bir kararla karşılaştık ve o seçim yapmamız gereken konunun dünyanın en büyük problemi olduğu ve aptal olduğumuz için riskin en az olduğu seçimi yapmamız gerektiği düşüncesini sildik attık beynimizden ve kafamızda şurası çok net olmalı :”en iyi seçenek diye bir şey yok!” Read more


Belki çok basit gözükebilir ama, hayatınız boyunca ara sıra bu sorulara kendi kendinize yanıtlar verirseniz, kendinizi daha rahat hissettiğinizi göreceksiniz. Bu soruların hiç biri için hatalı ya da doğru bir cevap yok. Sadece yapmanız gereken üzerinde çok kısa düşünerek bu sorulara yanıt vermek. Uzun düşünmemelisiniz.

Kendime göre daha önemli gördüklerimi, bazılarınızın okumayı pek sevmeyip özet sevdiğinden ötürü kalın işaretledim. 🙂

  1. Eğer kendi yaşınızı bilmiyor olsaydınız, kendinizin kaç yaşında olduğunuzu düşünürdünüz ?
  2. Sizin için hangisi daha kötü ? Başarısızlığı tecrübe etmek mi yoksa mücadeleye hiç girmemek mi ?
  3. Eğer zaman bu kadar kısa ise, yapmaktan hoşlanmadığımız şeyler için neden bu kadar zaman harcarız, neden en çok sevdiklerimizi daha az yaparız ?
  4. Eğer dünya üzerindeki tek bir şeyi değiştirme hakkınız olsaydı, o şey ne olurdu?
  5. Eğer mutluluk para olsaydı, sizi nasıl bir iş zengin ederdi ?
  6. İnandığınız bir şeyi mi yapıyorsunuz yoksa yaptığınız şeye inanmaya mı çalışıyorsunuz ?
  7. Eğer şimdiden 40 yaşına kadar yaşayabileceğinizi biliyor olsaydınız, hayatınızın geri kalanını çok daha iyi yaşayabilmek için şu anki yaşamınızda ilk neyi değiştirmek isterdiniz ?
  8. Hayatınızda meydana gelen şeyleri ne oranda kontrol altında tutabildiğinizi düşünüyorsunuz ?
  9. Diyelim ki saygı duyduğunuz ve değer verdiğiniz üç kişi ile bir öğle yemeğindesiniz. Sizin çok yakın bir arkadaşınız hakkında, sizin onu tanıdığınızı bilmeden yorumlar yapmaya başladılar. Yaptıkları yorumlar, adaletsiz ve saldırgan. Ne yapardınız ?
  10. Karşınıza çıkan ufak bir çocuğa yaşamla ilgili tek bir taviyede bulunma şansınız olsaydı, o tavsiye ne olurdu?
  11. Aşık olduğunuz birisi için kanunları delip geçebilir miydiniz?
  12. Hayatında hiç, aslında dahi olan bir tanıdığınızı, onu tanımadan önce deli olarak nitelendirdiniz mi ?
  13. Sizi diğer insanlardan ayıran hiç bir şey yapıyor musunuz ?
  14. What have you ever really wanted to do which you’ve never done? What stops you from doing it?
  15. Hayatınızda gerçekten hep yapmak istediğiniz hangi şeyi yapamadınız ? Sizi alıkoyan neydi ?
  16. Asansördeki kat butonuna bir den çok basıyor musunuz ? Bunun gerçekten işleri hızlandırdığına inanıyor musunuz?
  17. Hangisini tercih ederdiniz ? sorunlu bir dahi mi yoksa mutlu bir aptal mı ?
  18. Ne için siz, sizsiniz ?
  19. Eğer kendiniz ile arkadaş olabilme şansınız olsaydı, böyle bir arkadaşınız olmasını ister miydiniz?
  20. En çok neyin değerini biliyorsunuz ?
  21. Hangisini tercih ederdiniz ? Bütün hafızanızdaki anılarınızı mı yoksa hiç bir yeni anı olmamasını mı ?
  22. Hiç bir zaman en çok korktuğunuz şey gerçekleşti mi ?
  23. Çocukluğunuzdan aklınızda kalan en mutlu anınız nedir? Neden en mutlusu o ?
  24. Eğer şimdi değilse, ne zaman ?
  25. Sizce bir şeyin yüzde yüz ihtimalle doğru ya da yanlış olduğunu bilmek mümkün müdür ?
  26. Eğer size milyon dolar verilseydi, işinizi bırakır mıydınız?
  27. En son ne zaman, hiç bir açık planınız olmadığı halde bir aksiyon aldınız ? (Sadece kalbinizde bunu başaracağınıza inanç varken)
  28. Eğer tanıdığınız herkesin yarın öleceğini bilseydiniz, son kez kimi ziyaret ederdiniz?
  29. Sizce yaşamak ile var olmak arasındaki fark nedir ?
  30. Eğer sizi hiç bir kimsenin yargılamayacağını bilseydiniz, neyi daha farklı yapmak isterdiniz ?
  31. Kendinize verdiğiniz en önemli söz nedir?

 


    “Success is 99% failure.” – Soichiro Honda

Ben başarısız oldum.

Sen de başarısız oldun.

Hepimiz başarısız olduk…

Size kendi başarısızlıklarımdan biriyle ilgili örnek vermek istiyorum.

Herşey 2006 yılında başladı. Halkalı’da %90 ı düz lise, %10 u süper lise olan bir lisede eğitimimi sürdürüyorum. Lise 2.sınıftayım ve birileri bana ÖSS denilen bir sınavdan bahsediyor. Üniversite sınavının hayatım için önemli bir etkisinin olabileceğini o zamanlarda idrak etmeye başlıyorum. Hiç bir şekilde geç mi kaldım yoksa zamanında mı farkına vardım bilmiyorum. Günler ayları, aylar da yılları kovalıyor ve 2007 yılında sınava giriyorum. Sonuç ise başarısızlık, emekler boşa gidiyor ve Türkiye genelinde 11 binincilikle yetiniyorum. Karşındaki etrafındaki insanların yorumlarını dinlemekten kendini bile dinleyemiyorsun, bir anlık toparlanma oldu ve tekrar sınava hazırlanmaya karar verdim. Sonucunda da 1.600 lerde bir sıralama ile 2008 yılındaki sınavı sonlandırdım.

Aslında anlatmak istediğim şu; hepimizin hayatında sağlam başarısızlıklar yok mu ? Var. Aslında hayatın çoğunda başarısızlıklarımız bizi başarıya götürüyor. Bir konuda başarısız oldukça tecrübemiz artıyor ve ikinci bir konuda başarılı olabilme ihtimalimiz artıyor. Peki nedir başarıyı oluşturan faktörler ? Bence en önemli iki sır her türlü başarı için yol gösterici, hiç öyle düzinelerce liste yapmaya gerek yok 🙂

Sır 1 : Mutlaka Ama Mutlaka Öğrenmeye Devam Etmelisin

Öğrenmenin yaşı yoktur diye klişe bir laf var değil mi ? O laf her ne kadar artık ezberlediğimiz için bize pek de etkileyici gelmese de, aslında çok ama çok önemli. Hiç bir şeyi en iyi bilen olduğunuzu düşünmeyin ve size göre kat ve kat tecrübeli insandan ne kadar çok şey öğrenebilecekseniz, kat be kat tecrübesiz insanlardan da bir o kadar çok şey öğrenebilirsiniz bunu unutmayın. Mesela, şu anda türev, integral sorusu gelse, üniversiteye ilk başladığınız MAT101 günlerinizin kaç katı daha yavaş çözersiniz soruyu eminim tahmin bile edemiyorsunuzdur 🙂 Bu nedenle birileri aslında sizin eskiden çok iyi bildiğiniz şeyleri daha yeni öğrendiği için size bir bilgi tazeleme kaynağı olabilir, bunu aklınızdan çıkarmayın.

Sır 2 : Bir An Önce Başarısız Ol

Aslında sistem oldukça basit : Create It -> Launch It -> Learn From It and Fail Fast

Bir fikriniz var, hızlıca bir prototip derecesinde ve beğenmeyeceğiniz bir örneğini oluşturun, hemen yayınlayın, dersler çıkarın ve batırıyorsanız çabucak batırın. Bu size ikinci denemeniz için zaman kazandırır.

Sizleri güzel bir videoyla başbaşa bırakmak istiyorum;

Sevgiler,

Oben


DEVAMI BU LINKTE