obenplus.com | oben+ | Hikayesi bol bir yazılımcının kaleminden, teknoloji dünyasını en önemli ve en ince ayrıntısına kadar takip etmek, bir yazılımcının hayatını, yaşantısını gözlemlemek isteneyenler için...

Ülkemiz oldukça zor günler geçiriyor.

Senin kurduğun bu vatanı ilelebet muhafaza ve mudafaa etmek için 1 Kasım da oyumuzu kullanacağız.

 “Gençliğe Hitabe” aklımızda ATA’m sen hiç merak etme.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!

Oben

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

Bugün blogumun 3.yıldönümü. Sizlerle 2012 yılında buluştum ve bugünlere kadar geldik.

Bir çok yazıyla hayatınızda yer edinebilmeye, sizlerin ufkunu açabilecek paylaşımlar yapabilmeye çalıştım. Umarım her biriniz için faydalı yazılar olmuştur.

28 Ekim 2014 – 28 Ekim 2015 tarihleri arasında tam 72.738 ziyaretçi arkadaşıma 96.984 sayfa gösterimi yaptım.

2015 yılı benim için oldukça yoğun geçti. 2009 yılından bu yana ürettiğim projeler açısından ilk defa önemli başarı elde ettiğim bir projem oldu : Falım Cebimde. Fakat yasal mevzuatlar nedeniyle, projemi kaldırmak zorunda kaldım. Bunun için üzgünüm fakat Türkiye’deki yasalar nedeniyle fortune telling uygulamasının riskli olabileceğini düşündüm. Sonuç olarak geleceğe odaklanacağız 🙂 Her geçen sene daha iyi projeler çıkıyor…

Blogumun kurulduğu 28 Ekim gününün benim için bir çok anlamı var. İkinci dönem Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos’ta ilk toplantısını yapmıştır ve 13 Ekim’de Ankara, başkent ilan edilmiştir. Bu dönemde Atatürk, egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin ilanı için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. Atatürk 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırmış ve “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz,” demiştir.

Ben de böylesine önemli bir günde blogumu kurmuş olduğum için çok mutluyum.

Neyse, nice senelere diyelim, umarım seneye çok daha güzel yazılarla ve projelerle sizlerle buluşabilirim… 🙂

Dünyada bir çok kabiliyetli kişiler küçük bir cesaret sahibi olmadıkları için kaybolurlar. Sydney Smıth

 

Günümüzde orta ölçekli firmalarda ve bir çok kurumsal web uygulamasında kullanılıyor Spring. Her firmanın kendine göre bir mimarisi oluyor. Çoğunluk halen SOAP üzerinden iletişimde kalmayı tercih etse de -haklı sebepleri de var- artık trend REST üzerine kaymakta. (Rest ile ilgili yazılarımdan birine buradan, diğerine buradan ulaşabilirsiniz.)

Spring Boot ise popülerleşme yolunda büyük yol katetti bile. Peki nedir bu Spring Boot ? Spring Boot tek amaçlı frameworklerle ya da basmakalıp kodları ve ayar işlerini neredeyse ortadan kaldıran devingen dillerle ilişkilendirebileceğiniz bir kod yazma yaklaşımıdır. Bakınız bunu ben demiyorum, bunu Pivotal’ın danışman ürün pazarlama müdürü Pieter Humphrey diyor 🙂

Ben de bugün kolları sıvadım, güzel bir blog yazısı yazmaya karar verdim bu konuyla ilgili.  Şöyle bir senaryomuz var : Bir api katmanımız olacak ve bu katmana kullanıcılarımız login olarak api üzerindeki metodları token bazlı koşabilecekler. Burada karıştırmamamız gereken bir nokta, bu yazımda, Oauth ya da Oauth2 üzerine bir access_token mantığından bahsetmiyoruz. Çünkü bizim senaryomuzda, 3rd party bir client üzerinden erişim olmayacak. Biz API mizi yazacağız ve kurumumuzun Web uygulaması da Mobil uygulaması da aynı api üzerinden çalışacak.

Konumuzun temelini authorization süreçleri oluşturduğundan, aşağıdaki lifecycle ı dikkatle incelemenizi rica ediyorum. Aslında yapmak istediğimiz şey tam olarak da bu.

authBizim örneğimizde, /api/v1/user pathine erişmek isteyeceğiz. Bu path, sadece ROLE_ADMIN yetkisine sahip kişilerin görebileceği bir path. Uygulamamızın token bazlı süreci işletirken buna uygun çalışması son derece kritik.

Akış ise şu şekilde olacak;

  • Kullanıcı /api/v1/user pathine erişmeye çalışır
  • AuthenticationServer kullanıcının 401.UNAUTHORIZED olduğunu döner. Çünkü bu pathe ulaşabilmek için bir token gerekmektedir.
  • Bu sefer token almak için /api/v1/login pathine headerda username ve password değişkenlerimiz gönderilir.
  • AuthenticationServer 200.OK döner ve headerda token değerini bildirir.
  • Artık bu token değeri belirli bir rol için yetkiye sahip ve tekrar /api/v1/user ı çağırabiliriz

 

Böyle bir yapı kurabilmek için öncelikle yapmamız gereken SpringBoot uygulamamızı Maven in de yardımıyla kurmak.

Read more

Hayatımız boyunca yapmamız gereken seçimlerin tamamı, her zaman düşündüğümüz kadar kolay olmayabilir. Bazı zamanlar zor seçimler yapmak zorunda kalırız. Adı üzerinde, zor. Bu nedenle karar vermek de oldukça zordur. Gelecekte karşılaşabileceğiniz zor bir seçim olduğunu hayal edin. Bu belki kariyerinizle ilgilidir – kurumsal bir firmada çalışan bir finans uzmanı olmak mı yoksa dünyayı dolaşabileceğim bir meslek seçip kabin memuru olmak mı- ya da bu zor seçim belki de iki kişi arasından evleneceğiniz kişiyi seçmek kadar zor bir seçim olabilir -Oben ile mi yoksa Burak ile mi- ya da yaşamak istediğiniz yer ile ilgili – şehirde mi yoksa kasaba gibi şirin bir yerde mi- olabilir. Ya da bu zor seçim, çocuk yapıp yapmamak kadar zor da olabilir. Biraz daha zorlaştıralım, hasta bir yakınınızı ailenize dahil edip yanınıza almak mı yoksa onun tüm masraflarını karşılamak mı gibi bir karar olabilir bu.

Tüm bu zor seçimleri düşündüğünüz zaman sizin için ne kadar önemli olduğu ön plana çıkıyor değil mi ? Aslında vermeniz gereken o kararı zorlaştıran, konunun sizin için ne kadar önemli olduğuyla ilgili. Bir yandan baktığınızda, zor seçimlerin sizin için ne kadar can sıkıcı, ne kadar karın ağrıtıcı derecede problem durumlara yol açtığını düşünüyorsunuz değil mi ? Aslında hayatınız boyunca karşılaştığınız bu zor seçimler, içinizde gizli olan büyük bir gücü de açığa çıkartıyor farkında değilsiniz.

“Zor bir seçim” dediğimiz zaman, aslında o seçimi zor olarak işaretlememize neden olan şey, tercih yapmak zorunda kaldığınız alternatiflerin hangileri olduğuyla alakalıdır. Sizin için bu kararı zor kılan zaten bu alternatifler ve seçiminiz sonrası oluşacak sonucun sizin için ne kadar kritik olacağıdır. Kolay bir seçim ile karşılaştığınızda, alternatiflerinizden bir tanesi, diğerinden daha iyidir. Biz de insan beyninin doğal bir tercih mekanizması olarak o iyi tercihi seçeriz. Zor bir seçim ile ilgileniyorsak, bu sefer seçimlerden birisi diğeriyle yarışabilecek kadar iyidir. Yani iki alternatifi değerlendirdiğimiz zaman, alternatiflerden birisinin iyi ve kötü yönlerini bir kağıda, diğerinin de iyi ve kötü yönlerini başka bir kağııda yazdığımız zaman görürüz ki, iki alternatifin iyi yönleri ve kötü yönleri birbirleri ile karşılaştırılamayacak şeyler ve ikisinin de iyi yönleri bizim bir arada istediğimiz şeyler. Fakat elimizde ayrılmış iki seçenek var ve bunlardan birini seçmek zorundayız. Yani sonuç olarak iki seçenekten bir diğeri öbüründen daha iyi bir seçenek değildir zor bir seçimde.

Zor bir seçim yapmamız gerektiğinde ilk olarak yapmamamız gereken şey, o seçimin gerçekten çok büyük bir seçim olduğuna kendimizi kaptırmamak. İkinci yapmamamız gereken şey, zor seçim anında karar verememe sebebimizin aptal olduğumuzdan dolayı olduğuna inanmamak.

İnsan böylesine zor bir karar vermesi gerektiğinde hep şunu istiyor, keşke her iki seçim için de gelecekte bana neler olacağını şimdiden görebilsem. Mesela bir video ya da bir sanal gerçeklik ile bunu seyredebilsem ve ona göre karar verebilsem 🙂 Fakat, maalesef şu an için böyle bir teknoloji yok.  Böyle olunca da, genel insan psikolojisi, en risksiz seçimi yapmaya yönlendiriyor bizi. Oysa bu da yapmamamız gereken birşey. İyi bir araştırma yaptığımız zaman rahatlıkla görebiliriz ki, her zaman en doğru karar en güvenli karar olmayabilir.

Bu aşamaya kadar ne yaptık? Zor bir kararla karşılaştık ve o seçim yapmamız gereken konunun dünyanın en büyük problemi olduğu ve aptal olduğumuz için riskin en az olduğu seçimi yapmamız gerektiği düşüncesini sildik attık beynimizden ve kafamızda şurası çok net olmalı :”en iyi seçenek diye bir şey yok!” Read more

Belki çok basit gözükebilir ama, hayatınız boyunca ara sıra bu sorulara kendi kendinize yanıtlar verirseniz, kendinizi daha rahat hissettiğinizi göreceksiniz. Bu soruların hiç biri için hatalı ya da doğru bir cevap yok. Sadece yapmanız gereken üzerinde çok kısa düşünerek bu sorulara yanıt vermek. Uzun düşünmemelisiniz.

Kendime göre daha önemli gördüklerimi, bazılarınızın okumayı pek sevmeyip özet sevdiğinden ötürü kalın işaretledim. 🙂

  1. Eğer kendi yaşınızı bilmiyor olsaydınız, kendinizin kaç yaşında olduğunuzu düşünürdünüz ?
  2. Sizin için hangisi daha kötü ? Başarısızlığı tecrübe etmek mi yoksa mücadeleye hiç girmemek mi ?
  3. Eğer zaman bu kadar kısa ise, yapmaktan hoşlanmadığımız şeyler için neden bu kadar zaman harcarız, neden en çok sevdiklerimizi daha az yaparız ?
  4. Eğer dünya üzerindeki tek bir şeyi değiştirme hakkınız olsaydı, o şey ne olurdu?
  5. Eğer mutluluk para olsaydı, sizi nasıl bir iş zengin ederdi ?
  6. İnandığınız bir şeyi mi yapıyorsunuz yoksa yaptığınız şeye inanmaya mı çalışıyorsunuz ?
  7. Eğer şimdiden 40 yaşına kadar yaşayabileceğinizi biliyor olsaydınız, hayatınızın geri kalanını çok daha iyi yaşayabilmek için şu anki yaşamınızda ilk neyi değiştirmek isterdiniz ?
  8. Hayatınızda meydana gelen şeyleri ne oranda kontrol altında tutabildiğinizi düşünüyorsunuz ?
  9. Diyelim ki saygı duyduğunuz ve değer verdiğiniz üç kişi ile bir öğle yemeğindesiniz. Sizin çok yakın bir arkadaşınız hakkında, sizin onu tanıdığınızı bilmeden yorumlar yapmaya başladılar. Yaptıkları yorumlar, adaletsiz ve saldırgan. Ne yapardınız ?
  10. Karşınıza çıkan ufak bir çocuğa yaşamla ilgili tek bir taviyede bulunma şansınız olsaydı, o tavsiye ne olurdu?
  11. Aşık olduğunuz birisi için kanunları delip geçebilir miydiniz?
  12. Hayatında hiç, aslında dahi olan bir tanıdığınızı, onu tanımadan önce deli olarak nitelendirdiniz mi ?
  13. Sizi diğer insanlardan ayıran hiç bir şey yapıyor musunuz ?
  14. What have you ever really wanted to do which you’ve never done? What stops you from doing it?
  15. Hayatınızda gerçekten hep yapmak istediğiniz hangi şeyi yapamadınız ? Sizi alıkoyan neydi ?
  16. Asansördeki kat butonuna bir den çok basıyor musunuz ? Bunun gerçekten işleri hızlandırdığına inanıyor musunuz?
  17. Hangisini tercih ederdiniz ? sorunlu bir dahi mi yoksa mutlu bir aptal mı ?
  18. Ne için siz, sizsiniz ?
  19. Eğer kendiniz ile arkadaş olabilme şansınız olsaydı, böyle bir arkadaşınız olmasını ister miydiniz?
  20. En çok neyin değerini biliyorsunuz ?
  21. Hangisini tercih ederdiniz ? Bütün hafızanızdaki anılarınızı mı yoksa hiç bir yeni anı olmamasını mı ?
  22. Hiç bir zaman en çok korktuğunuz şey gerçekleşti mi ?
  23. Çocukluğunuzdan aklınızda kalan en mutlu anınız nedir? Neden en mutlusu o ?
  24. Eğer şimdi değilse, ne zaman ?
  25. Sizce bir şeyin yüzde yüz ihtimalle doğru ya da yanlış olduğunu bilmek mümkün müdür ?
  26. Eğer size milyon dolar verilseydi, işinizi bırakır mıydınız?
  27. En son ne zaman, hiç bir açık planınız olmadığı halde bir aksiyon aldınız ? (Sadece kalbinizde bunu başaracağınıza inanç varken)
  28. Eğer tanıdığınız herkesin yarın öleceğini bilseydiniz, son kez kimi ziyaret ederdiniz?
  29. Sizce yaşamak ile var olmak arasındaki fark nedir ?
  30. Eğer sizi hiç bir kimsenin yargılamayacağını bilseydiniz, neyi daha farklı yapmak isterdiniz ?
  31. Kendinize verdiğiniz en önemli söz nedir?